yasemin ASENA's profile MASAL PERİSİ ,ŞİİR AŞI...PhotosBlogListsGuestbook Tools Help

 Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler! ALANIMA HOŞ GELDİNİZ UMARIM GÜZEL VAKİT GEÇİRİRSİNİZ.YORUM YAPARKEN BİLE KIRICI OLMAYALIM LÜTFEN...(SİZLERDEN RİCAM SAYFAMA CAT EKLEMEYİN SİLİYORUM  yorum yazarken kendinizi gizleyerek yorum yazmayın delikanlı olan kendini gizlemez çirkin yorumlarda bulunmayın ,çünkü kendi karakterinizi göstermiş oluyorsunuz


   

Comments (23)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

Oct. 22
Oct. 10
ahmed akwrote:
ÖLÜM ÖLÜMDÜR


Bir insanın ölümü; bir kızıl goncanın içini açmasına, âlemi öpmesine benzer yaprak yaprak ve satır satır!.. Ve bir insanın ölümü; Bir goncanın açması kadar, beklenendir!..
* * *

İnsan, tohumdur; her şey gibi!...
Tohum; ayağını aşağı, elini yukarı uzatıp çeker kendini...
Tohum, uzatıp elini tutar hayatı ama, hayatın "bir avuç boşluk" olduğunu düşünmeden!..
Hayat yoktur ki!..
Dünya da yoktur!..
Var olan; "hayal" edilen bir mekânda, "hayat" denilen süre içinde, kayda geçen işlerdir!..
.....
Ha, hayâl olan bu dünya; ha, hayaletleri masalların!..

 * * *
Bir insanın ölümü;
Bir kızıl goncanın içini açmasına...
Yapraklarının arasında ne varsa dökmesine benzer...
Kimi goncalar açıldığında; miss gibi yayılır kokusu, kimi güller, dillere destan olur...

* * *
Beklenen, aslında budur.
Topraktan boşluğa saplanan bir küçük filiz, ne kadar tırmanırsa tırmansın; ya toprağa iner, veya toprağa yükselir!..
Toprak ne yüksekliğin irtifaı, ne alçaklığın ölçüsüdür...
Toprak, kapıdır; Girdiğin ve çıkacağın!..

* * *
Bir insanın ölümü; Bir goncanın gül olmasıdır!..
* * *
Bir tohumun kök salması... Bir kökün filiz vermesi... Filizin fidan olması... Ve bunun tomurcuklanması ne kadar normal geliyorsa görenlere... Kimse şaşırmıyorsa bir goncanın sapı ve yaprağı olmasına...
Niye şaşırılıyor;
İnsanın güle benzemesine?..

* * *
Yani, özü şudur bu lafın:
Bu "hayâl et"ler diyarındaki bir insanın ölümü; bir kızıl goncanın içini açmasına, âlemi öpmesine benzer... Yaprak yaprak, ve satır satır! Ve bir insanın ölümü; bir goncanın açması kadar, beklenendir!..

* * *
Hayat yoktur ki... Dünya da yoktur!..
Var olan; "hayal" edilen bir mekânda, "hayat" denilen süre içinde, kayda geçen işlerdir!..
Bir insanın ölümü;
Bir goncanın gül olmasıdır

 
Muammer ERKUL
selam ve dua ile yasemin abla
Aug. 12
 
 

 

 

 

 

Gitme Sevdamsın

Sen bu dağların sevda türküsüsün bahar gözlüm, denizlerin mavisi, bulutların beyazısın. Çatlamış toprağın bağrına düşen bir damla su’sun. Ne zaman bahar gelse, yağmur yağmur çiçek açar gökyüzünde sesin.

Ben sonbaharın yorgun yanık türküsüyüm oysa, sarıya çalar rengim, rüzgarlar estikçe savurur gider yapraklarımı uzak diyarlara.
Sonbaharda kar yağar üzerime, üşür ömrüm. Yalnızlık kocaman bir dağ olup büyür gözlerimde. Gitme sevdamsın! Gidersen rotası belli olmayan gemiler alıp götürür umutlarımı ulaşamıyacağım yerlere...

Sen gülüşünde baharın ilk sevincini, gözlerinde göğün uçuk mavisini taşıyorsun!.. Baharın kokusudur yeryüzüne dağılan temiz nefesin. Yaşamak bir su gibi berrak yüzünün aydınlığında, bir köy türküsü gibi içli ve hilesiz dağçiçeğim...

Ben seni ozanca sevdim türkünakışlım, aybakışlım, sular gibi temiz, bir rüzgar gülü gibi hilesiz. Mehtabın güzelliği, yıldızların ışıltısısın sen karlı dağlarda, rüzgarların soluğu, güneşin dostluğusun. Umut, aşk ve alın terisin sen akalınlarda. Toprağa ekilen tohum, bahara söylenen aşkşarkısısın. Ceylan gözlerin sevinci, dudakların ıslığısın türkülü ırmaklarda... Gitme ne olur.

Gidersen, yaşamın acılı haritasında yaralı bir kalbin, adını bilmediğim çiçekleri kanar içimde her gece... Ay suskunlaşır, yıldızlar suskunlaşır, acılar suskunlaşır, yitirir sesini yaşayanlar da ölüler gibi... Suskunluğun trendinde kan kusar yürekler sensiz. Rüzgar da esmez artık buralarda, çiçekler de açmaz, herkes boynu bükük kalır bu şehirde, çekip gider mutluluklar... Gitme ne olur.

Bak hüznün zifiri saçları akıyor geceye, gecenin karanlığına karışıyor hüznüm... Lanetlenmiş yalnızlıklara ah ediyor kalbim. Her gün biraz daha büyüyor içimdeki kırgınlık... Gitme... Acılar içinde olsam da yaşamı çılgınca sevdim ben. Çılgınca sevdim bu dağları, bozkırları, güneşi. En çok seni sevdim dağçiçeğim, en çok seni sevdim... Gitme ne olur.

Yol türküleri kederlidir nazlım, yol türküleri dertli, yol türküleri acılı. Gidersen kar yağar istasyonlara, boynu bükük bakar ardından bütün akasyalar.

Gitme, bir güvercin sıçaklığı gibi kal yüreğimde. Ben ki sevdamı dağlı bir çiçek gibi göğsümüm üstünde taşıdım hep, namusumun akında. Ne zaman gözlerine baksam beyaz beyaz güvercinler kanat çırpar mavilere; Güller açar ne zaman ellerimi uzatsam saçlarına, serin serin eser yeller.

Bu sevdayı alıp gitme benden, alıp gitme mutluluğumu gözleri türkülü kuşum; içimdeki baharı öldürüp gitme, kimsiz, kimsesiz boynu bükük bırakma türkülerimi. Körpe bir dal gibi koparma sevinçlerimi yüreğimden ne olur... Gitme sevdamsın, ateşimsin, hasretimsin… Gitme ekmeğimsin sen, suyum, havamsın… Gitme, ben sana kalbimi verdim… Kalbimi de alıp gitme…

   

  ...NURAY KANIK...


June 29
 
 
 
       SENİ SEVDİM BEN...
 
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kalbim şimdi bir sokak çocuğu
Kelebekleri göç etti gönlümün
Issızlaştı hayat sanki
Sanki, sabahı eksik şiirlerimin.
Sanki, gecesi hep kanayan bir yara
Ve sanki, artık hep kanayacak...
Ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
Çare yok, ağlayacak.
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Kapıları kendime ben açamadım
Ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
Düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım..
Sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım.
Savunamadım seni kimselere
Anlatamadım seni kimselere
Kimsesiz kaldım,
En çok da sensiz...
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben..
Sana uyumak,
Sana uyanmaktı hayat.
Sıratını geçtim yaşarken korkmadan
Korkumu geçtim cesaretle, ihanetle
Berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile
Tek sen gitme diye
Sonbahar oldum yaprak yaprak
Ağaç oldum köklerimi unutarak
Tesellisiz bir geceye fırlatıldım
Kalbimi dar kafese kapatarak
İçimdeki bir kanarya
Hiç susmadan ağlayacak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
Seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
Beyazında akladım bulutunun
Mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim.
Bugün sardunyalarım da açmadı
Belki de küskün renklere
Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
Sensiz soluyorum anlayacağın
Mavi mavi ölüyorum
Duyuyor musun, orada mısın,
Var mısın, yok musun?
Bir tek şeyi unutma!
Seni sevdim ben.
Yanarak, yıkılarak...
 
May 19
<< First    < Previous    Next >    Last >>